Genel

Analiz: Avrupa Birliği ve Türkiye Üzerine

Geçtiğimiz hafta 7 Mart’da Brüksel’de yapılan Avrupa Birliği – Türkiye zirvesinden sürpriz kararlar çıktı. Aslında 17-18 Mart’da gerçekleştirilecek olan diğer toplantıyı beklemeden bu yazıyı yayınlamak istemiyordum ancak konu zaten yeterince karışık olduğundan tamamını 1 makalede özetlemek yerine  2 parçaya bölerek açıklamanın daha anlaşılabilir olacağını düşündüm. Bu yazı Avrupa Birliği ve Türkiye’nin genel olarak anlaştığı anlaşma ve Türkiye’nin 50 yıldan bu yana süre gelen tam üyeliği ile ilgili detaylara kadar kapsamlı bir analiz olacak.

7 Mart’da Neler Oldu?

Brüksel’de toplanan AB liderleri ve Türkiye 18-19 Şubat’da bir sonraki zirvede ele almak üzere erteledikleri anlaşmayı yeniden masaya yatırdı. AB liderlerini Türkiye şaşırtarak anlaşmaya bir dizi yeni talep ve önlemler koyarak anlaşmanın kapsamını genişletti.

Peki bu anlaşma neleri kapsıyor?

  1. Türkiye, ege üzerinden Yunan adalarına geçen tüm mültecileri uyruklarına bakmaksızın tekrar almayı taahüt ediyor.  Geri gelen bu mülteciler Türkiye’de uyruklarına göre ayrıştırılarak Suriyeliler geçici konaklama kamplarına, diğer Pakistan vb. ülkelerden gelen mülteciler ise masrafları Avrupa Birliğine ait olmak üzere uçaklara bindirilerek ülkelerine gönderilecekler.
  2. Türkiye, daha önceden üzerinde anlaşmaya varılan ve ilk bölümü ülkemize gelen 3 milyar Euro’luk yardım paketinin 6 milyar Euro’ya çıkarılmasını ve 2018’e kadar ulaştırılmasını talep etti.
  3. Türkiye, Yargı ve Temel Haklar (23.fasıl) ve Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (24.fasıl) fasıllarının açılmasını talepe etti.
  4. Türkiye, Haziran 2016’dan itibaren Türk vatandaşları için Schengen bölgesine vizesiz seyahat talep etti.

Zirve genel olarak olumlu bir havada geçti zirvenin ardından özellikle Almanya başta olmak üzere bir çok ülkede Türkiye’ye bu ayrıcalıkların tanınamayacağına ilişkin bir çok ses yükseldi.Birleşik Krallık’da UKIP partisi Türk’lerin Avrupa Birliği için bir felaket olacağına ilişkin broşürler bastırdı ve halka dağıttı.

UKIP partisinin İngiltere'de dağıttığı broşür

UKIP partisinin Birleşik Krallık’da dağıttığı broşür

Başbakan David Cameron’da daha önce çok kez Türkiye’yi AB üyesi olarak görmek istediğini söylemişti. Birleşik Krallık 23 Haziran’da Avrupa Birliği’nde kalmak veya ayrılmak üzerine bir referandum yapacak.

Mülteciler sebebi ile Fransa gibi bir çok ülkenin sınırlarında yeniden kontrollere başlaması Schengen Anlaşması’nın gerçekten miladının dolduğuna ilişkin bir çok şüpheyide beraberinde getirdi. Schengen’in sonunun gelmesi Avrupa Birliği’nin temel ilkelerinden biri olan serbest dolaşım ile çatışacak ve dolayısı ile ardından hızlı bir yıkım getirecektir, bunu önlemek için Avrupa Birliği’nin mülteci akınını kontrol altında tutması gerekiyor ve buda Türkiye anlaşmasını zorunlu kılıyor. Türk hükümeti ise bunun farkında ve Avrupa Birliği’ne anlaşmanın şartı olarak sürekli bir çok yeni kriter getiriyor.

Türkiye ve AB Üyeliği Süreci

Türkiye 2005 yılından bu yana tam üyelik için müzakereleri sürdürüyor. Türkiye’nin nüfusu nedeni ile AB’de yaratacağı istihdam ve fonlardan alacağı yüksek paylar nedeni ile üyeliğine 8 AB üye ülkesi tarafından sıcak bakılmıyor.

Kimler bu ülkeler?

  1. Almanya (Tam üyeliğe karşı ama imtiyazlı ortaklık için sıcak bakıyor)
  2. Fransa (Tam üyeliğe karşı ama imtiyazlı ortaklık için sıcak bakıyor)
  3. Danimarka
  4. Avusturya
  5. Yunanistan
  6. Güney Kıbrıs Rum Kesimi
  7. Lüksemburg
  8. Hollanda

Bununla birlikte Fransa ve Avusturya olası bir Türkiye’nin üyeliğe kabul oylaması için kararı referanduma götüreceğini söylüyor. Halkında tam olarak ne diyeceği net olarak kestirilemeyeceğinden ucu oldukça açık bir konu.

Tam üyeliğe en çok karşı olan ise Fransa, peki Fransa neden üyeliği engellemek istiyor? Türkiye, AB’de en büyük nüfuslu olacak ve bu sebeple üye ülkelere gelen fonlarda en büyük pay Türkiye ve Almanya’ya düşecek. Bu diğer AB üye ülkelerine gelen fon tutarlarında azalma olacağı anlamına geliyor.

Peki ilk kez Angela Merkel tarafından ortaya atılan “İmtiyazlı Ortaklık” nedir? 

Angela Merkel, Türkiye’nin tam üyeliğine karşı olduğunu ve imtiyazlı ortaklık gibi bir statünün hem AB’nin hem Türkiye’nin çıkarına uygun olacağını düşündüğünü defalarca ifade etmişti. Fransa’da Merkel’in bu konudaki görüşlerine katıldığını açıklamıştı.

İmtiyazlı ortaklık gerçekleştiğinde Türkiye aslında Avrupa Birliği’nin temel ilkeleri;

  1. insanların serbestçe dolaşımı
  2. malların serbest dolaşımı
  3. işçilerin serbest dolaşımı

gibi haklardan mahrum bırakılacaktı.

Türkiye’nin Haziran’da Schengen bölgesine kabulü ile imtiyazlı ortaklık statüsünün yine Avrupa Birliği tarafından çürütülmüş olacağını ve bunun yerine yeniden “tam üyelik” için müzakelerin hız kazanacağını ve bunun önündeki engellerin kaldırılmaya çalışılacağını düşünüyorum.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Üyeliğinin Önündeki Engeller Neler?

Şüphesiz en büyük engellerden biri Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin fasıllar üzerine koyduğu blokajlar. Özellikle Yunanistan basında üyeliği desteklediğine yönelik açıklamalarda bulunsada kapalı kapılar ardında tamamen zıt bir politika uyguluyor.

Rum kesimi tarafından bloke edilmiş şuanda toplam 14 fasıl var. Rumlar blokajı kaldırmak için Türk hava sahasının ve limanlarının rumlara açılmasını talep ediyor. Türkiye ise Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni ayrı bir devlet olarak ve AB üyesi olarak bile tanımıyor.

Rumlar tarafından ilk olarak 2006’da bloke edilmiş fasıllar;

  1. İşçilerin Serbest Dolaşımı (2.Fasıl)
  2. Enerji (15. Fasıl)
  3. Yargı ve Temel Haklar (23. Fasıl)
  4. Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (24. Fasıl)
  5. Eğitim ve Kültür (26.Fasıl)
  6. Dış Güvenlik ve Savunma Politikası (31.Fasıl)

Yani Türkiye 7 Mart’da yapılan zirvede rumların blokajının kaldırılmasını ve 23. ve 24. fasıllarında açılmasını şart koşuyor. Avrupa Birliği’nin ise bu konuda fasılları açarak Türk tarafında duracağını düşünüyorum.

Avrupa Birliği geride bıraktığımız 2015 yılında ege denizi üzerinden toplam 885 bin kaçak göçmen aldı. Yunan adalarının mültecilerden arındırılması için bu anlaşmayı yapmak zorunda.

72 Kriter Hikayesi Nedir? 

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Schengen bölgesine kabulü için ortaya 72 kriter koydu. Bu kriterlerin tamamının yerine getirilmesi gerekiyor. Kriterlerden birinin bile eksik kalması durumunda anlaşma gerçekleşmeyecek. Türkiye hali hazırda bunların 19’unu tamamlamış durumda.

Geriye kalan 53 kriterinde Haziran 2016’ya kadar yerine getirilmesi için çalışmalar son sürat devam ediyor. İnsan hakları, merkez bankasının bağımsızlığı ve parmak izi içeren yeni çipli pasaport da bu kriterlerin içerisinde yer alıyor.

Geçtiğimiz yıllarda çipli bir şekilde güncellenen Türk Pasaportları, yeniden değiştirilecek. Anlaşmanın tamamlanması durumunda yeni pasaportlardan edinmemiş vatandaşlar Avrupa Schengen Bölgesine ziyaret edemeyecek ancak diğer ülkeleri pasaportlarını değiştirmeden ziyaret edebilmelerinde bir sıkıntı olmayacak.

Türkiye için bu anlaşma nasıl sonuçlar doğuracak?

Türkiye istenen toplam 72 kriteri yerine getirdiğinde bir çok taşın yerinden oynayacağını düşünüyorum. Bu kriterler arasında Avrupa Birliği’nin vize uyguladığı ülkelere vize uygulamakta var. Yani kardeş-ülke Azerbaycan, Kırgızistan ve Türkmenistan olmak üzere 89 ülkeye Türkiye’de vize uygulamaya başlayacak.

Türkiye sınır kontrollerini arttırmak ve Avrupa standartlarına getirmek zorunda. Türkiye’nin Suriye gibi komşu ülkelerinde sürmekte olan çatışmalarda bunu ne kadar yerine getirebileceği konusunda şüphelerim var.

89 ülkeye vize uygulaması başladıktan sonra zaten Rusya ile aramızda oluşan gerginlikten dolayı düşmüş Turizm sektöründe yeniden bir korku havası yaratmış durumda. Çoğunluğu AB’den gelen Turistlerin Türkiye’yi kurtarıp kurtaramayacağını göreceğiz. Dış basında sürekli bomba ve terör olayları ile gündeme gelen Türkiye’nin bu konuları çözmeden ve ülke içinde güvenliği eskisi gibi üst düzeye çıkarmadan Turizm sektörünün yeniden şahlanmasını beklemek biraz zor.

Anlaşma hakkında doğru bilinen yanlışlar

  • Avrupa 3 milyon euro’ya tüm mültecileri Türkiye’ye iteledi.

Hayır, yanlış. Avrupa Birliği, bu anlaşma ile birlikte göç yolunu tamamen kapatmak yerine yasallaştırıyor. Türkiye Yunanistan’a kaçak geçen tüm göçmenleri alacak ve suriyelileri kampa yerleştirecek dedik. Avrupa Birliği, kampa yerleştirilen her bir suriyeli sayısınca Suriyeliyi kamplardan göçmen olarak ülkelere dağıtacak.

  • Eğitimli Suriyelileri alıp geri kalanı Türkiye’de bırakılacak.

Hayır, yanlış. Avrupa Birliği bu göçmenleri belirli kriterlere göre seçemeyecek. Göçmen olarak kabul edilecek Suriyeliler tespit edilirken sadece Avrupa’dan değil Türk tarafından da gözlemciler bulunacak, ayrım yapılmayacak.

Avrupa Birliği'nin izlediği mülteci politikasını ifade eden güzel bir sanat çalışması

Avrupa Birliği’nin izlediği mülteci politikasını ifade eden güzel bir sanat çalışması

17-18 Mart’da gerçekleşecek zirvenin ardından yeni yazımı hazırlayıp bu makaleye linki ekleyeceğim.

Şimdilik sevgiyle kalın … 🙂

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 kişi tarafından ortalama puan: 5,00/5 Bu yazıyı değerlendirerek sizde bize yardımcı olmak ister misiniz)
Loading...

Yazar Hakkında

Burak ÖZTÜRK

Kitap okumayı seven, hobi olarak yazılım geliştiren, insanlara karşı ön yargılı olmayan - gözümün tutmadığı insanlar hariç :) -, müzik dinlemeyi çok seven. Kendi halinde biri, ha birde İnşaat Mühendisliği öğrencisi :)